28 Mart 2008 Cuma

LİMİTED ŞİRKETLERDE MÜDÜR OLMANIN ANLAM VE ÖNEMİ




Bir önceki yazımızda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yapılacak değişiklik tasarısından bahsederken, anonim ve limited şirketlerin malvarlığından alınamayan veya alınamayacağı anlaşılan amme alacağının limited şirketlerde hisseleri oranında ortaklardan, anonim şirketlerde ise yönetim kurulu üyelerinden alınacağını belirtmiştik.
Limited şirketlerde amme borcundan ortaklarla birlikte kanuni temsilcilerin de sorumlu olduğunu vurgulamamız gerekir. Yani limited şirketi temsil ve ilzam yetkisi verilmiş müdürler ortak olmasalar da amme borcundan sorumludur. Üstelik bu sorumlulukları ortaklar gibi hisseleri oranında değil borcun tamamını kapsar.
Limited şirketlerde amme borcu önce şirketin malvarlığından aranır, şirketten alınamazsa veya alınamayacağı anlaşılırsa (değişiklik tasarısıyla eklenmesi düşünülen ibare) ortaktan veya müdürlerden aranır. Bazı görüşlere göre ortak ve müdürler amme borcundan müteselsilen sorumludur ve takiplerinde herhangi bir öncelik sırası yoktur. Bu durumda ortaktan veya müdürlerden tahsil edilen amme alacağı diğerinin borç miktarını azaltacaktır.
2005 yılında verilmiş bir Danıştay kararında; limited şirkette şirketin malvarlığından alınamayan amme alacağının önce şirket anasözleşmesi veya genel kurul (ortaklar kurulu) kararı ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmış kanuni temsilcilerden aranacağı eğer böyle bir kanuni temsilci bulunmuyorsa şirket işlerini birlikte idare ve şirketi temsile mecbur ortakların kanuni temsilci sıfatıyla takip edileceği belirtilmiştir.
Burada Türk Ticaret Kanununun 540 ncı maddesinde limited şirketlerde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkili ve zorunlu olduklarını belirtmek isteriz.
2001 yılında verilmiş Danıştay Dava Daireleri Kararında; limited şirketlerden tahsil olanağı bulunmayan vergi borçlarının öncelikle müdürden (kanuni temsilci) aranması gerektiği, kanuni temsilcilerden tahsil edilememesi halinde de konulan sermaye ile sınırlı olarak ortakların mal varlığından alınması, eğer şirketi temsile yetkili bir şirket müdürü olmadığı takdirde ortakların her birinin müdür sıfatıyla sorumlu olacakları ve bu sorumluluğun her bir ortağın vergi borçlarının tamamından sorumluluğu anlamına geldiği belirtilmiştir.
Maliye Bakanlığı’nın 30.6.2007 tarihinde yayınladığı seri:A sıra:1 nolu Tahsilat Genel Tebliğinde de yargı kararlarına paralel bir düzenleme yapılmıştır. Tebliğde; aksi kararlaştırılmış olmadıkça limited şirket ortaklarının hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkili ve zorunlu oldukları, bu yüzden kanuni temsilci sıfatıyla bir müdür atanmamışsa, ortakların hepsinin sermayedeki hisseleri oranında değil, kanuni temsilci sıfatıyla borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir.
Görülüyor ki limited şirket ortakları açısından şirkete kanuni temsilci sıfatıyla bir müdür atamanın veya müdür açısından bu sıfatı taşımanın önemi çok büyükt

25 Mart 2008 Salı

6183 SAYILI KANUNDA” KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞUNA İLİŞKİN ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER ÖNGÖRÜLÜYOR

Ekonomik krizin ülkemize de ulaştığı ve yavaş yavaş etkilerinin görülmeye başlandığı bugünlerde gün ayağını yorganına göre uzatma günü. Alacakların tahsil kabiliyeti, olası tahsilat gecikmelerine karşı uygulanacak senaryolar, borçların yenilenmesinde ortaya çıkabilecek sıkıntılara karşı çözüm önerileri bugünlerde en çok konuşulan konular. İşin ironik yanı Devletin de alacaklarını tahsil etmede uyguladığı 6183 sayılı Kanunu kendi lehine güçlendirme çabası adına hazırladığı Kanun tasarısının bugünlere denk gelmesi.

Yapılması Öngörülen Değişiklikler

6183 sayılı Kanun, birey ile Devlet arasındaki ilişkileri düzenleme açısından idari hukuk sistemimizin, deyim yerindeyse en Devletçi düzenlemelerinden biri olup Devletin alacaklarını takip ve tahsilinin usul ve esaslarını belirlemektedir. Özel alacakların takip edildiği İcra İflas Kanununa göre alacaklıya (Devlete) çok geniş imkanlar tanır.

Bazı Vergi Kanunlarında değişiklik öngören tasarı 6183 sayılı Kanunda da önemli değişiklikler öngörüyor. Bu değişikliklerden bazıları aşağıda sayılmıştır.

  1. Tasarıya göre, harca tabi bir işlem yaparken vadesi geçmiş vergi borcunun olmaması gerekiyor. Örneğin tapuda işlem yapmak için önce vergi borçlarını temizlemek zorunlu olacak.
  2. Halen geçerli olan düzenlemede, limited şirketlerin vergi borçları (amme borçları) önce şirketten tahsil edilmeye çalışılır, eğer şirketten tahsil imkanı kalmazsa sermaye hisseleri oranında ortaklardan tahsili yoluna gidilirdi. Yani ortağın takibi için, amme borcunun şirketten tahsili konusunda bütün yolların tüketilmesi gerekirdi. Şimdi yapılacak olan düzenlemede, (anonim şirketlerde  yönetim kurulunun takibi konusunda benzer düzenleme daha önce yapılmıştı) şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan ibaresi getirilerek limited şirketlerde ortakların takibi kolaylaştırılmıştır.
  3. Tasarıda SSK primi borçları, kamu bankalarına veya TMSF na borçlar gibi aslında 6183 sayılı kanuna göre amme borcu olmayan, ancak takibinin 6183 sayılı Kanuna göre yapılacağı yönünde kanuni düzenleme bulunan borçların anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerinden takip edilmesine kanuni dayanak sağlamak için mükerrer 35 nci maddede düzenleme yapılmıştır. Yapılması düşünülen bu düzenleme şimdiye kadar bu tür borçlar için takibe uğrayan anonim şirket yönetim kurulu üyelerine yapılan takip işlemlerinin kanuni dayanağının olmadığı veya idareyi haksız duruma düşürebilecek ölçüde zayıf olduğu anlamına gelmektedir.   
  4. (Limited şirket hissesi alacaklar çok dikkat etmeli) Tasarıya göre limited şirket hissesi alanlar şirketin bu tarihten önceki amme borçlarından dolayı hissesini devraldığı ortak ile beraber müteselsilen sorumlu tutulacaklar.
  5. (Amme borcu olan limited ve anonim şirketlerde ortak veya yönetim kurulu üyesi olacaklar dikkat) Limited şirketlerde ortakların, anonim şirketlerde yönetim kurulunun amme borçlarından dolayı sorumluluğu, hem amme borcunun doğduğu dönemde hem de ödenmesi gerekip ödenmediği dönemlerde, bu görevlerde olanları kapsayacaktır.
  6. Tasarıya göre yurtdışı çıkış yasağı sadece vergi, resim ve harçlar (gümrükçe alınanlar dahil) için uygulanacaktır. Bunların tutarının da 25.000 YTL nı aşması ve  teminatlandırılmamış olması gerekir.
  7. 50.000 YTL na kadar amme borçlarının taksitlendirilmesinde teminat istenmeyecektir. Bu tutarı aşan borçlarda ise aşan kısmın yarısı kadar teminat istenilecektir. 

17 Aralık 2007 Pazartesi

VERGİ USUL KANUNUNDA DEĞERİ DÜŞEN MALLAR; HURDA VE ATIKLAR İLE FİRE VE ZAYİATLAR




1.   Değerleme Gününde Emtianın Satış Bedelinin Maliyet Bedelinin Altında Olması Durumunda Emsal Bedel Uygulaması:
Vergi Usul Kanunu’nun 274. maddesinde “satın alınan veya imal edilen emtianın maliyet bedeliyle değerleneceği”  belirtilmekte olup, “emtianın maliyet bedeline nazaran değerleme günündeki satış bedelleri % 10 ve daha fazla bir düşüklük gösterdiği hallerde mükellef, maliyet bedeli yerine 267. maddenin ikinci sırasındaki usul hariç olmak üzere, emsal bedeli ölçüsünü tatbik edebilir.” Hükmü yer almaktadır.
Bir malın VUK’un 274. maddesine göre emsal bedeli ile değerlenebilmesi için aşağıdaki koşulların bulunması gerekmektedir.
- Emtianın değerleme günündeki satış değerinin emtianın maliyet bedelinden düşük olması gerekmektedir.
- Değerdeki düşüklük maliyet bedeline nazaran % 10 veya daha fazla olmalıdır.
Emsal bedel uygulaması şöyle olacaktır: Değerlemenin yapılacağı ayda veya önceki iki ay içerisinde aynı cins ve nevideki mallardan satış yapılmışsa, (emsal bedeli belirlenecek olan malın miktarına nazaran %25 veya daha fazla satış yapılmış olması şartıyla) bu aylardaki ortalama satış fiyatı emsal bedel olarak kabul edilir.
 Eğer emsal bedelin tespiti bu sıraya göre yapılamıyorsa, ilgili vergi dairesi aracığıyla takdir komisyonuna başvurularak bu malların emsal bedelinin takdiri istenebilir.

2.   Fiziki Nedenlerle Emtianın Değerleme Günündeki Kıymetinin Önemli Oranda Düşmüş Olması Nedeniyle Emsal Bedel Uygulaması:
Kıymeti düşen mallara ilişkin VUK’un 278. maddesi hükmü aşağıdaki gibidir.
“Yangın, deprem su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutat olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir.”
a) Yangın, deprem, su basması gibi tabii afetler nedeniyle malların değerlerini kısmen ya da tamamen kaybetmeleri durumunda değerleme:
Yangın, deprem, su basması gibi tabii afetler nedeniyle malların değerlerini kısmen ya da tamamen kaybetmeleri durumunda değeri düşen malların emsal bedel ile değerlenmesi gerekmektedir. Bu durumda 267. maddede belirtilen sıralardan en uygunu takdir esasıdır. Malın emsal bedeli, takdir komisyonu tarafından belirlenecektir.      
Tabii afetler neticesinde malları değer kaybına uğrayan mükellefler, bu zararı ancak takdir komisyonunun alacağı karar uyarınca gider yazabilirler.
Tartışmalı olmakla birlikte, VUK’nun 267 nci maddesindeki “Yukarıdaki esaslarla mukayyet olmaksızın kaza mercilerinin re’sen biçtikleri değerler ... emsal bedeli yerine geçer” hükmüne göre değeri düşen mallar için yargı organlarınca takdir edilen değerlerin (takdir komisyonuna başvurmaya gerek olmadan) emsal bedel olarak kabul edileceği bizce kabul edilmelidir.

b)Bozulmak, Çürümek, Kırılmak, Paslanmak, Çatlamak gibi nedenlerle malların değerlerini kısmen ya da tamamen kaybetmeleri durumunda değerleme:
Bazı durumlarda emtia çeşitli nedenlerle değerini yitirebilir. Örneğin sağlığa zarar verecek derecede bozulmuş gıda maddelerinin mevzuata göre imha edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu şekilde imha edilen malların bu konuda görevli resmi makamların düzenleyeceği tutanaklara istinaden gider yazılabilmesi gerekmekte ise de muhtemel eleştirilere karşı takdir komisyonu kararının çıkartılması isabetli olacaktır. Aynı durum ilaç sektöründe de söz konusudur.
c)Firelerin Durumu:
Emtiada fiziksel olarak erime, buharlaşma, kuruma, sızma, dökülme vb. nedenlerle miktar olarak azalabilmektedir. Emtianın nakli, satışı ve stoklanması aşamalarında kırılma, çürüme bozulma gibi nedenlerle değer kaybına uğraması da mümkündür. Bu kayıplar fire olarak nitelendirilmektedir. Firelerin bazıları iktisadi bir değer de içerebilir. Üretim ya da ticari faaliyetin doğal akışı içerisinde meydana gelen kayıplar herhangi bir işleme gerek olmadan maliyet veya gider olarak değerlendirilir. Ticari faaliyetin normal akışı dışında vuku bulan olağan dışı değer kayıpları ise VUK’nun 278. Maddesi çerçevesinde değerlendirilerek aynı Kanunun 267. Maddesine göre emsal bedel ile değerlenerek karşılık ayrılır.

3.   Kıymeti Düşen Malların KDV’lerinin Düzeltilmesi:
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 5228 sayılı kanunla değişen 30. maddesinin (c) bendinde “deprem ve sel felaketi ve Maliye Bakanlığı’nın yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere zayi olan mallara ait katma değer vergisi”nin indirim konusu yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Maddede sayılan doğal afetler dışında, zayi olan emtialar için alımda yüklenilen KDV’ler indirim konusu yapılmışsa ilgili dönem KDV beyannamesinde bu emtiaya ilişkin KDV hesaplanıp beyan edilecektir. İndirimi düzeltilen KDV gelir ya da kurumlar vergisinin matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.
Kısmen zayi olan malların KDV’lerinin de tamamen zayi olan mallar gibi indirilemeyeceği konusu tartışmalıdır. Zayi olan kısma ilişkin KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı yönünde Danıştay Kararı mevcuttur.

4.   Değeri Düşen ve Zayi Olan Mallar Nedeniyle Sigorta Tazminatı Alınması:
Emtia  ile ilgili alınan sigorta tazminatları VUK’un 330. Maddesinde “emtia ve zirai mahsul ve hayvan kıymetlerinde vukua gelen zayiat dolayısıyla alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalık kâra alınır. İşletme hesabı esasında tutulan defterde bu tazminat hasılat kaydedilir.”  şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda sigortadan alınan tazminat emtiada Takdir Komisyonu tarafından tespit edilen değer düşüklüğünden fazla ise aradaki fark kâra ilave edilecektir.

5.   Değeri Düşen ve Zayi Olan Mallara İlişkin Muhasebe Kayıtları:
Emtiada meydana gelen değer düşüklüğü karşılık ayrılmak suretiyle giderleştirilir.
ÖRNEK:
Trafik kazası nedeniyle zarar gören ve şirketin kayıtlarında 1.000.000 YTL olarak yer alan emtianın emsal bedeli Takdir Komisyonu tarafından 500.000 YTL olarak takdir edilmiştir.
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
157 DİĞER STOKLAR          1.000.000
153 TİCARİ MALLAR          1.000.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
654 KARŞILIK GİDERLERİ    500.000
158 STOK DEĞ. DÜŞÜK. KARŞ.      500.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
690 DÖNEM KARI VE ZARARI  500.000
654 KARŞILIK GİDERLERİ               500.000      
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
Sözkonusu mal 750.000 YTLna satılmıştır.
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
100 KASA      885.000
600 YURT İÇİ SATIŞLAR     750.000
391 HESAPLANAN KDV        135.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
621 SATILAN TİC.
 MAL. MALİYETİ      1.000.000
157 DİĞER STOKLAR                   1.000.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
158 STOK DEĞER
 DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞ. 500.000
644 KONUSU KALM. KARŞ.  500.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
644 KONUSU
KALMAYAN KARŞ.    500.000
690 DÖNEM KAR VE ZARARI         500.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
Malların tamamen zayi olması durumunda yine Takdir Komisyonunun Kararı üzerine malın maliyet bedeli “689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR” hesabına yazılacaktır.
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
689 DİĞ. OLAĞAN DIŞI
GİD. VE ZARAR.       1.180.000
153 TİCARİ MALLAR          1.000.000
391 HESAPLANAN KDV           180.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
Değeri düşen veya tamamen zayi olan mal için sigortadan tazminat alınması halinde alınan tazminat  “679- DİĞER OLAĞAN DIŞI GELİR VE KÂRLAR” hesabına yazılacaktır. Sigortadan 500.000 YTL tazminat alınmışsa:
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––
102 BANKA    500.000
679 DİĞ.OL.DIŞI GEL.VE KAR.       500.000
–––––––––––––––  /  ––––––––––––––     

16 Eylül 2007 Pazar

GÜMRÜK İŞLEMLERİNDE BASİTLEŞTİRİLMİŞ USUL VE GÜMRÜKÇE ONAYLANMIŞ KİŞİ STATÜSÜ




Gümrük Yönetmeliğinin 135 ila 163 ncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunan “gümrük işlemlerinde basitleştirilmiş usul” dış ticaret işlemlerinde zaman ve nakitte tasarruf sağlaması nedeniyle ihracatçı ve ithalatçılarımız tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Konuya ilişkin genel açıklamalarımız ile 23 Ağustos 2007 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 1 seri nolu Gümrük Genel Tebliğinin uygulamaya yön veren hükümleri aşağıda özetlenmiştir.  

BASİTLEŞTİRİLMİŞ USUL HAKKINDA GENEL AÇIKLAMALAR
1.   Basitleştirilmiş usulden yararlananlar aşağıdaki imkanlardan yararlanır:
·         Gümrük Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre genel olarak; gümrük beyannamelerine eklenmesi gereken belgelerden bazılarının eklenmemesi ve yazılması gereken bazı bilgilerin yazılmaması, söz konusu beyanname yerine eşyanın ilgili gümrük rejimine tabi tutulması talebiyle birlikte ticari veya idari bir belgenin verilmesi, talep halinde yükümlünün işyerinde veya gümrük idaresi tarafından kabul edilen diğer bir yerde eşyanın ilgili rejime geçişinin kayıt yoluyla yapılması,
·         Onaylanmış kişi statü belgesi kapsamında; eksik bilgi ve/veya belge ile beyan usulü, basitleştirilmiş kontrol uygulaması, kısmi teminat uygulaması ve basitleştirilmiş işlem kapsamında A.TR düzenleme, onaylama ve vize etme işlemleri
2.   Basitleştirilmiş usul uygulamalarından yararlanacak kişilerde aranılacak özellikler:
·         Yönetim Kurulu üyeleri, sermayesinin %10’undan fazlasına sahip gerçek kişiler ile gümrük ve dış ticaret işlemlerinde temsil yetkisini haiz çalışanlarının; devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, emniyeti suistimal, güveni kötüye kullanma, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı (hileli) iflas, yalan yere şahadet (yalan tanıklık), suç tasnii (suç uydurma), iftira gibi yüz kızartıcı suçlar ile ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa; vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarından 213 sayılı Vergi Usul Kanununa; mülga 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun, mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ile 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında Kanuna muhalefetten kesinleşmiş cezası bulunmaması,
·         Bir önceki ve başvuru yılı içinde, takvim yılı itibariyle, vergi kaybına neden olan gümrük mevzuatı ihlali nedeniyle, haklarında Gümrük Kanununun 234 üncü ila 238 inci maddeleri uyarınca aynı Kanunun 241 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usulsüzlük cezasını aşan tutarda düzenlenmiş ceza kararı toplam sayısının, 5 ten fazla olmak koşuluyla, aynı dönemde işlem gören ithalat ve ihracata ilişkin gümrük beyannamesi toplam sayısının %1 ini aşmaması,
·         Bir önceki ve başvuru yılı içinde, takvim yılı itibariyle, vergi kaybına neden olan Gümrük Mevzuatı ihlali nedeniyle, haklarında Gümrük Kanununun 234 üncü ila 238 inci maddeleri uyarınca aynı Kanunun 241 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usulsüzlük cezasının 25 katını aşan tutarda düzenlenmiş ceza kararı sayısı ve yine aynı tutardaki usulsüzlük cezasının 100 katını aşan Katma Değer Vergisi Kanununun 51 inci maddesi ve Özel Tüketim Vergisi Kanununun 16 ncı maddesi uyarınca düzenlenmiş ceza kararı sayısı toplamının, 2 den fazla olmak koşuluyla, aynı dönemde işlem gören ithalat ve ihracata ilişkin gümrük beyannamesi toplam sayısının %0,3 ünü aşmaması,
·         Bir önceki ve başvuru yılı içinde, takvim yılı itibariyle, gümrük mevzuatı ihlali nedeniyle haklarında Gümrük Kanununun 239 uncu ila 241 inci maddeleri uyarınca aynı Kanunun 241 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usulsüzlük cezasını aşan tutarda düzenlenmiş ceza kararı toplam sayısının, 10 dan fazla olmak koşuluyla, aynı dönemde işlem gören ithalat ve ihracata ilişkin gümrük beyannamesi toplam sayısının %2 sini aşmaması,
·         Gümrük Mevzuatı uyarınca kesinleşmiş  vergi ve ceza borcu bulunmaması,
·         Vergi Mevzuatı uyarınca kesinleşmiş vergi borcu bulunmaması,
·         İlgili mevzuat uyarınca kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu bulunmaması,
·         Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ile idaresi, murakabesi veya sermayesi bakımlarından aralarında vasıtalı veya vasıtasız şirket ilişkisi bulunan aynı gruba ait imalatçı firmaların dış ticaret işlemlerini gerçekleştiren yine bu gruba ait olan dış ticaret veya pazarlama şirketleri hariç, başvuru tarihinden geriye dönük bir ay içinde en az;
-A Sınıfı Onaylanmış Kişi için 250 işçi,
-B Sınıfı Onaylanmış Kişi için 100 işçi,
-C Sınıfı Onaylanmış Kişi için 30 işçi,
istihdam ediyor olması,
Başvuru tarihinde asgari ödenmiş sermaye tutarlarının;
-A Sınıfı Onaylanmış Kişi için 5 Milyon YTL,
-B Sınıfı Onaylanmış Kişi için 2,5 Milyon YTL,
-C Sınıfı Onaylanmış Kişi için 500 Bin YTL,
olması,
·         İhracatçılar için, bağlı olduğu ihracatçı birliği kayıtlarına göre, Türkiye İhracatçılar Meclisi veya ihracatçı birliklerince ilgili mevzuatı çerçevesinde performans ve güvenilirliğinin onaylanmış olması,
·         Başkası hesabına hareket etmemesi,
·         Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ile idaresi, murakabesi veya sermayesi bakımlarından aralarında vasıtalı veya vasıtasız şirket ilişkisi bulunan aynı gruba ait imalatçı firmaların dış ticaret işlemlerini gerçekleştiren yine bu gruba ait olan dış ticaret veya pazarlama şirketleri hariç imalatçı olması,
·         A Sınıfı Onaylanmış Kişi için, Sermaye Piyasası Kurulunun belirlediği  denetim ilke ve kuralları ile genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre, anılan Kurulca belirlenen şartları taşıyan ve bağımsız denetim yetkisi verilen denetçi tarafından son 2 yıl esas alınmak üzere mali tabloları incelenerek rapora bağlanmış olması,
koşullarının tamamını sağlaması gerekir.
3.   Onaylanmış Kişi Statü Belgesinin yenilenmesi:
Onaylanmış Kişi Statü Belgesinin geçerlilik süresi, belge düzenlenme tarihi itibariyle 2 yıldır. Belgenin yenilenebilmesi için, Gümrük Müsteşarlığınca aranacak tüm belgelerle birlikte, belge geçerlilik süresinin bitim tarihinden en erken 4 ay, en geç 3 ay öncesine kadar yeniden başvurulması gerekir.
4.   Onaylanmış Kişi Statü Belgesi için aranan özel koşullar:
Gümrük Yönetmeliğinin 137’nci maddesine göre A Sınıfı Onaylanmış Kişi Statüsü kazanmak için aşağıdaki özel koşullardan en az birinin sağlanması gerekir
·         Bir önceki takvim yılı veya başvuru yılı içinde asgari 25 milyon FOB/ABD Doları kıymetinde eşyanın fiili ihracatının yapılmış olması,
·         Bir önceki takvim yılı veya başvuru yılı içinde gerçekleştirilen ithalat ve ihracat toplamının asgari 100 milyon ABD Doları kıymetinde olması,
·         Dış Ticaret Sermaye şirketi olması.
B Sınıfı Onaylanmış Kişi Statüsü kazanmak için aşağıdaki özel koşullardan en az birinin sağlanması gerekir
·         Bir önceki takvim yılı veya başvuru yılı içinde asgari 5 milyon FOB/ABD Doları kıymetinde eşyanın fiili ihracatının yapılmış olması,
·         Bir önceki takvim yılı veya başvuru yılı içinde gerçekleştirilen ithalat ve ihracat toplamının asgari 20 milyon ABD Doları kıymetinde olması.
C Sınıfı Onaylanmış Kişi Statüsü kazanmak için aşağıdaki özel koşullardan en az birinin sağlanması gerekir:
·         Bir önceki takvim yılı veya başvuru yılı içinde asgari 2 milyon FOB/ABD Doları kıymetinde eşyanın fiili ihracatının yapılmış olması,
·         Bir önceki takvim yılı veya başvuru yılı içinde gerçekleştirilen ithalat ve ihracat toplamının asgari 8 milyon ABD Doları kıymetinde olması.

BASİTLEŞTİRİLMİŞ USUL UYGULAMALARI
1.   Eksik Bilgi ve/veya Belge ile Beyan Usulü
Onaylanmış Kişi Statü Belgesi sahibi kişilerin gümrük idarelerine yazılı olarak başvurmaları halinde, beyanlarını eksik bilgi ve/veya belge ile yapmalarına izin verilir.
Onaylanmış Kişi Statü Belgesi sahibi kişilerce; orijinal fatura, A.TR dolaşım belgesi,  menşe ispat belgeleri, ödeme şekli gereği ibrazı gereken navlun makbuzu ve sigorta poliçesi ile işlenmiş tarım ürünlerinin serbest dolaşıma sokulması halinde gereken işlenmiş tarım ürünleri analiz sonuç raporu belgelerinden bir veya daha fazlasının eksik olması durumunda, eksik belge ile rejim beyanında bulunulabilir.
2.   Kısmi Teminat Uygulaması
Onaylanmış Kişi Statü Belgesi sahibi kişilerin gümrük idarelerine yazılı olarak başvurmaları halinde, kısmi teminat uygulamasından yararlanmalarına izin verilir.
Gümrük antrepo rejimine tabi tutulacak eşya ile gümrük kontrolü altında işleme rejimi ve geçici ithalat rejimi kapsamında doğrudan gümrük idaresinin iznine bağlı eşya için Onaylanmış Kişi Statü Belgesi sahibi kişilerden ithalat vergilerinin %10 u tutarında teminat alınır. Dahilde işleme rejimi kapsamında yapılacak ithalatta Dahilde İşleme Rejim Kararı uyarınca işlem yapılır.
3.   Basitleştirilmiş Kontrol (Mavi Hat) Uygulaması
A ve B Sınıfı Onaylanmış Kişi Statü Belgesi sahibi kişilerce talep edilmesi halinde basitleştirilmiş kontrol uygulamasından yararlandırılmalarına izin verilir.
Basitleştirilmiş kontrol yöntemi, risk kriterlerine göre belge kontrolü ve fiziki muayene yapılmadan teslim edilen eşyanın teslimden sonra gümrük beyannamesi ile ticari belge ve verileri incelenerek gerektiğinde eşyanın fiziki muayenesinin imalathane, fabrika, özel depo, işyeri ve benzeri yerlerde yapılmasını ifade eder.
4.   Basitleştirilmiş İşlem Kapsamında A.TR Düzenleme, Onaylama ve Vize Etme Yetkisi (Onaylanmış İhracatçı Yetkisi) Verilmesi
A ve B Sınıfı Onaylanmış Kişi Statüsü Belgesi sahibi kişilerden bir önceki takvim yılı veya başvuru yılı içinde Avrupa Birliği ülkelerine en az 2 milyon FOB/ABD Doları kıymetinde A.TR dolaşım belgesi düzenlenmesini gerektirir eşyanın fiili ihracatını yapanlara, talep etmeleri halinde, basitleştirilmiş işlem kapsamında A.TR düzenleme, onaylama ve vize etme yetkisi verilir.




13 Mayıs 2006 Cumartesi

2006 YILI BİRİNCİ GEÇİCİ VERGİ DÖNEMİNDE YATIRIM İNDİRİMİ İSTİSNASI UYGULAMASI





1.1.2006’dan İtibaren Yatırım İndirimi İstisnası Uygulaması

Bilindiği üzere 8 Nisan 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5479 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun “yatırım indirimi”ne ilişkin 19 ncu maddesi yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanuna eklenen geçici 69 ncu madde ile kaldırılan yatırım indirimi istisnasına ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmiştir. Bu hükümler 1.1.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Diğer bir deyişle yatırım indirimi uygulaması, 1.1.2006 tarihinden itibaren vergi sistemimizden kaldırılmıştır.

Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 69’ncu maddede;

a)    2005 yılından devreden yatırım indirimi istisnası tutarları,
b)   24.4.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1.1.2006 tarihinden sonra yapılacak yatırımlar nedeniyle hesaplanan yatırım indirimi istisnası tutarları,
c)    Gelir Vergisi Kanununun mülga 19 uncu maddesi kapsamında 1.1.2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, bu tarihten sonra yapılan ve önceden başlanan yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden yatırımlar nedeniyle hesaplanan yatırım indirimi istisnası tutarları,

Sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlardan indirilebilecektir.

2006, 2007 ve 2008 yıllarında yapılacak yatırım indirimi istisnası uygulamasının şartları şöyledir:

a)    24.4.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında başlanılmış yatırımlar, Gelir Vergisi Kanununun 4842 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri çerçevesinde yapılmaya ve yatırım indirimi istisnası tutarı ve stopaj yükümlülüğü bu hükümlere göre uygulanmaya devam edilecektir.
b)   Gelir Vergisi Kanununun mülga 19 uncu maddesi kapsamında 1.1.2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, bu tarihten sonra yapılan ve önceden başlanan yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden yatırımlar için 31.12.2005 tarihi itibariyle 19’ncu maddenin yürürlükten kalkmadan önceki hükümleri uygulanacaktır.
c)    1.1.2006 tarihinden sonraki kazançlardan yatırım indirimi istisnası tutarı düşüldüğünde, kurumlar vergisi mükellefleri için 31.12.2005 tarihi itibariyle geçerli olan % 30 kurumlar vergisi oranı uygulanacaktır.

İhtilaf Konusu Olabilecek Düzenlemeler

5479 sayılı Kanundaki bazı düzenlemelerin genel hukuk ilkelerine ve bu bağlamda Anayasaya uygunluğu tartışmalı olup düzenlemenin iptali amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.

Yasada hukuki ihtilaf konusu olabilecek düzenlemeler şunlardır:

a)    5479 sayılı Kanun 8 Nisan 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış ancak Gelir Vergisi Kanunundaki yatırım indirimi hükümlerini kaldıran maddesi 1.1.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. 01.01.2006 - 08.04.2006 tarihleri arasında yürürlükte bulunan GVK’nun 19’ncu madde hükümlerine göre yatırım yapıp yatırım indirimi istisnasından faydalanmayı düşünen mükellefler mağdur olmuşlardır. 
b)   31.12.2005 tarihi itibariyle devreden yatırım indirimi tutarı bulunan veya bu tarihten önce yatırıma başlayıp halen devam eden yatırımı bulunan mükellefler yatırıma başladıklarında yatırım indirimi tutarlarını kazançlarından süresiz olarak indirebileceklerini hesaplarken, bu düzenleme ile istisna tutarlarının indirimi sadece üç yıl süre ile sınırlandırılmıştır.
c)    Bu üç yıllık sürede istisnadan faydalanan mükellefler, vergi oranlarında lehlerine yapılan değişiklikten (gelir vergisi oranları aynı yasa ile değiştirilmiş, kurumlar vergisi oranını % 20’ye düşürecek yasa tasarısı halen Meclis’te görüşülmektedir.) faydalanamayacaklardır.

Konunun genel hukuk ilkeleri açısından tartışılacak bir çok yönü bulunduğu kanısındayız. Bu nedenle her mükellefin kendi durumunu değerlendirip düzenlemeden zarar görmesi söz konusu ise ihtirazi kayıtla beyanname verip dava açma alternatifini tartışmasında fayda bulunmaktadır.

2006 Yılında Yatırım İndirimi İstisnasından Faydalanılıp Faydalanılmamasının Değerlendirilmesi

Yukarıda açıkladığımız üzere, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında yatırım indirimi istisnası uygularken, kurumlar vergisi oranının 2006 yılı başından itibaren (şifahi açıklamalar bu yöndedir) % 20 olarak uygulanacağını, istisna uygulandığında ise kalan matraha eski kurumlar vergisi oranı % 30’un uygulanacağını, yatırım indirimi istisnasının % 19,8 oranında stopajlı veya stopajsız olup olmadığını göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Örneğin, 2005 yılından 2006 yılına 200 birim yatırım indirimi istisna tutarı devreden  bir kurumlar vergisi mükellefinin, (bu tutarın 24.4.2003 tarihinden önce alınmış teşvik belgesine ait olduğunu yani stopajlı olduğunu düşünelim) 2006 yılı kurum kazancının 1000 birim olduğunu varsayalım. (Devreden yatırım indirimi tutarının yeniden değerleme oranında (% 0,39) endekslenmesi ihmal edilmiştir)

Yatırım indirimi istisnası uygulanır ise:

1000-200     = 800 KV matrahı
800x% 30    = 240 KV

200x%19,8  =   39,6 yatırım indirimi stopajı
240+39,6     = 279,6 toplam vergi yükü

Yatırım indirimi istisnası uygulanmaz ise:

1000x%20   = 200 toplam vergi yükü

Görüldüğü üzere bu mükellefin yatırım indiriminden faydalanmaması daha avantajlı olmaktadır. (Kar dağıtımı yapıldığında stopaja tabi tutulmuş yatırım indirimine isabet eden kısımdan % 10 kar dağıtım stopajı yapılmayacaktır)

Örneğin, aynı mükellefin devreden yatırım indirimi tutarının 1000 olduğunu varsayarsak,

Yatırım indirimi istisnası uygulanır ise:

1000-1000      = 0 KV matrahı
1000x%19,8= 198 yatırım indirimi stopajı

Yatırım indirimi istisnası uygulanmaz ise:

1000x%20   =200 KV

Kar dağıtımı yapılır ise, yatırım indirimi istisnasının uygulandığı senaryoda vergi yükü aynı kalacak, yatırım indirimi istisnasının uygulanmadığı senaryoda 800x%10=80 birim kar dağıtımı stopajı yapılacağı için şirketteki vergi yükü 200+80=280 birime çıkacaktır. (Ortağın beyanname vermesi durumunda kar dağıtımı stopajı hesaplanan vergiden mahsup edilir.) Bu durumda salt şirketin vergi yükü göz önüne alınır ise, yukarıdaki birinci örneğin aksine, bu örnekte yatırım indirimi istisnası uygulanması daha avantajlı görünmektedir.

Örnekleri çoğaltmak mümkün olup bu senaryolarda kritik nokta kurum kazancı tutarı ile yatırım indirimi istisnası tutarının büyüklüklerinin birbirine mukayesesidir.

2006 Yılının Birinci Geçici Vergi Döneminde Yapılan Tercih

2006 yılı ilk geçici vergi döneminde beyan edilecek matrah, Meclisteki tasarı henüz yasalaşmadığı için % 30 oranında vergiye tabi tutulacaktır. Bu nedenle, bu geçici vergi döneminde yatırım indirimi istisnası uygulamak, özellikle geçici vergi dönemlerinde yararlanılan istisnaların stopaja tabi olmadığı da göz önünde bulundurulursa avantajlı olabilecektir. Ancak bu dönemde uygulanan istisnanın diğer dönemler ve hesap döneminin tümü için uygulanma zorunluluğunun bulunduğu ileri sürülebilir. Bilindiği üzere amortisman ve maliyet yöntemleri için böyle bir zorunluluk söz konusudur. 217 nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, istisnaların uygulanması açısından, sadece gerekli şartların ortaya çıktığı geçici vergi dönemlerinde istisnaların uygulanabileceği, şartların ortadan kalktığı dönemde ise diğer dönemleri de kapsayacak şekilde istisna uygulamasının yapılmayacağı, bu durumda istisna uygulanan önceki dönemler için herhangi bir müeyyide uygulanmayacağı belirtilmiştir. Şartların ortadan kalkması ifadesi gayri iradi bir durumu belirtmektedir.

Tercih ise adı üstünde iradi bir durumdur. Ancak buna rağmen, diğer dönemlerde vergi oranının değişecek olması nedeniyle yeni bir durumun ortaya çıkması söz konusu olduğu için, bu geçici vergi döneminde yapılacak tercihin diğer dönemlerde değiştirilebileceği görüşündeyiz.

Aynı değişikliğin, 1.1.2006’dan önce yapılan stopajlı ve stopajsız yatırım indirimi tutarlarından öncelikle hangisinin indirim konusu yapılacağı tercihinde de söz konusu olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü 1.1.2006’dan önce yapılan tercih, yatırım indirimi istisna tutarlarının indiriminde herhangi bir süre kısıtlamasının söz konusu olmadığı şartlarda yapılmış idi. Oysa şimdi istisna tutarları ancak 2006, 2007 ve 2008 yılları kazançlarından indirilebilecektir.

Ancak bu konularda yapılacak uygulamalar eleştiri konusu olabileceğinden yargı sürecinin gözden uzak tutulmamasında yarar bulunmaktadır.
on ~ r e _o 0� solid windowtext 1.0pt;border-right:solid windowtext 1.0pt; mso-border-top-alt:solid windowtext .5pt;mso-border-left-alt:solid windowtext .5pt; mso-border-alt:solid windowtext .5pt;padding:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt'>



Yok



Yok
Elde edilen kar payının net tutarına tutarın 1/9’u eklendikten sonra bulunan tutarın yarısı Gelir Vergisi Kanununun 103’ncü maddesindeki tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aştığı takdirde, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir. Beyannameye yazılan tutarın 1/5’i beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
Tam ve dar mükellef kurumların 24.4.2003 tarihinden önceki yatırım indirimi hükümlerine tabi, üzerinden stopaj yapılmış kazançları




Yok



Yok
Elde edilen kar payının net tutarına tutarın 1/9’u eklendikten sonra bulunan tutarın yarısı Gelir Vergisi Kanununun 103’ncü maddesindeki tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aştığı takdirde, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir. Beyannameye yazılan tutarın 1/5’i beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
  


13 Şubat 2006 Pazartesi

2005 YILI KURUMLAR VERGİSİ KARŞILIĞININ HESABI




2005 yılının son geçici vergi beyannamesinin verileceği bugünlerde, kurumlar vergisi karşılığının hesaplanması ve kurumlar vergisi beyannamesinin doldurulması sırasında dikkat edilecek hususlara değinmekte fayda görüyoruz. Bilindiği üzere kurumlar vergisi beyannamesi 15 Nisan tarihine kadar verilecek ve Nisan ayı sonuna kadar tek taksitte ödenecektir.

KURUMLAR VERGİSİ MATRAHININ HESABINDA TİCARİ KARDAN MALİ KARA GEÇİŞ:

Kurumlar Vergisi beyannamesinin Ticari Bilanço Karı satırına kaydedilen ticari kardan, Dönem Safi Kurum Kazancı (Matrah) satırına kaydedilen mali kara ulaşırken;
  1. Kanunen kabul edilmeyen giderlerin ilave edilmesi,
  2. Vergiye tabi olmayan gelirler ve benzerlerinin indirilmesi,
  3. Zarar olsa dahi indirilecek istisna ve indirimlerin düşülmesi,
  4. Geçmiş yıl zararlarının düşülmesi,
  5. Son olarak, kazancın bulunması halinde indirilecek istisna ve indirimlerin düşülmesi gerekmektedir.

Daha sonra Hesaplanan Kurumlar Vergisi satırına yazılan kurumlar vergisi tutarından;
-varsa yabancı ülkelerde ödenen vergilerden mahsup edilecek kısım,
-yıl içinde kesinti yoluyla ödenen vergiler,
-geçici vergi
Mahsup edilir. Farkın artı veya eksi olmasına göre ödenecek veya iadesi gereken vergi ortaya çıkacaktır.

  1. Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler:

Yıl içinde gider yazılan ancak matrahın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün olmayan tutarlarlar ile matraha ilavesi gereken diğer unsurlar  beyannamenin Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler satırına yazılarak ticari kara eklenir. Aşağıda belirtilen unsurlar bunlara örnek olarak verilebilir.

-Belgesi olmayan giderler,
-GVK’nun 40-41’nci maddeleri ile KVK’nun 14-15’nci maddeleri hükümleri uyarınca matrahtan indirilmesi mümkün olmayan giderler,
-Kıdem tazminatı karşılığı,
-Ödenmemiş SSK primleri,
-Özel iletişim vergisi,
-Alınan vadeli çek reeskontları,
-Senetsiz alacak reeskontları,
-Önceki yıl matrahtan indirilen reeskont gelirlerinin bu yıl iptali nedeniyle gider yazılan tutar,
-VUK hükümlerine uygun olmayan karşılıklar (menkul kıymet değer düşüklüğü karşılığı vb)
-İhracatla ilgili belgesiz giderlerin binde beş götürü gider yazma haddini aşan kısmı,
-Kanunen kabul edilmeyen giderlere ilişkin KDV,
-Örtülü kazanç dağıtımı kapsamına giren ödemeler,
-Örtülü sermaye sayılan borçlanmalara ilişkin faizler,
-İzah edilemeyen kasa fazlalıkları için hesaplanan ancak muhasebe kaydı atılmayacak faiz tahakkukları,
-Satıldığı yıl 529-Diğer Sermaye Yedekleri Hesabı’na kaydedilen veya sermayeye ilave işlemi fiilen tamamlanmış istisnaya tabi tutulacak gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazancı tutarı,
-Bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamaları, (Bu harcamaların indirimi mümkün olan tutarları beyannamenin ilgili bölümünde indirim konusu yapılır.) 
-İşletmeden çalınan mal ve paralar ile ilgili zararlar,
-Kurumlar vergisinden istisna edilen gelirlere ilişkin giderler,
-Binek otolara ait motorlu taşıt vergileri,
-Önceki dönem giderleri
-Borçların döviz satış kuru ile değerlenmesi halinde döviz satış kuru ile döviz alış kuru arasındaki fark,
-VUK madde 323’deki şartlar oluşmadığı halde ayrılan şüpheli alacak karşılıkları veya şüpheli alacak karşılıklarının teminatlı kısmı,
-Enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş amortismana tabi olmayan iktisadi kıymetlerin (arsa, iştirak hissesi) satışından zarar doğmuşsa; zararın 2003 enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kısmı

  1. Vergiye Tabi Olmayan Gelirler ve İndirimler:

Beyannamenin Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisna ve İndirimler bölümünün Diğer İndirimler ve İstisnalar satırına yazılması gereken kalemler aşağıda sayılmış olup örnekler çoğaltılabilir.

-Verilen vadeli çeklere ait reeskont faiz geliri,
-Önceki dönem kanunen kabul edilmeyen gider yazılan alınan vadeli çeklere ilişkin reeskont faiz giderinin bu yıl iptali nedeniyle gelir yazılan tutarı,
-Önceki dönemde kanunen kabul edilmeyen gider yazılan dövizli borçların döviz satış kuru ile değerlenmesinden kaynaklanan döviz satış kuru ile döviz alış kuru arasındaki farkın bu yıl iptal amacıyla gelir yazılan tutarı,
-Personele ödenmesine karar verilen temettü ikramiyesi,
-Önceki dönem kanunen kabul edilmeyen gider yazılmış karşılıkların iptalinden oluşan konusu kalmayan karşılık tutarları,
-2003 yılı enflasyon düzeltmesi sonucu ortaya çıkan reel olmayan finansman giderlerine ilişkin itfa payı,
-Önceki dönem kanunen kabul edilmeyen gider yazılan ödenmeyen SSK primlerinden bu yıl ödenenlerin tutarı,
-Örtülü sermaye niteliğindeki borçlara ilişkin gelir kaydedilen lehteki kur farkları

  1. Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisnalar:

Kurumlar Vergisi Kanununun istisnalarla ilgili 8’nci maddesinde veya özel kanunlarda yer alan ve beyannamenin Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisna ve İndirimler bölümündeki satırlara kaydedilecek istisnalar aşağıda sayılmış olup bunların kurum kazancından indirimi zarar yaratsa dahi bu zarar gelecek dönemlerdeki kazançtan indirilebilecektir.

-Tam mükellef kurumlardan elde edilen temettü payları (iştirak kazancı istisnası KVK md 8/1)
-Yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliği kazançları, (KVK md 8/4)
-Rüçhan hakkı kupon satış kazançları ile emisyon primleri (KVK md 8/5)
-Yurt dışı inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetlerden sağlanan kazançlar (KVK md 8/7)
-Eğitim, öğretim ve rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden sağlanan kazançlar (KVK md 8/8)
-Yurtdışı iştirak kazançları (KVK md 8/9)
-Yurtdışında bulunan işyerleri veya daimi temsilciler aracılığıyla elde edilen yurt dışı kazançlar (KVK md 8/10)
-Yurtdışı iştirak kazançları (KVK md 8/11)
-Gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazancı istisnası (KVK md 8/12)
-Araştırma ve geliştirme harcamaları indirimi (KVK md 14/6)
-Teknoloji geliştirme bölgelerinde elde edilen kazançlar (4691 s. Kanun geç. Md 2)
-4325 sayılı Kanun uyarınca bazı illerde 1.1.1998-31.12.2000 tarihleri arasında işe başlamış mükelleflerin elde ettikleri kazançlar
-Serbest bölgelerde elde edilen kazançlar
-Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançlar (4490 s. Kanun ve 69 nolu KVGT)
-Diğer indirim ve istisnalar

  1. Geçmiş Yıl Zararlarının Mahsubu:

Beyannamede zarar olsa dahi indirilecek istisnalar uygulandıktan sonra kalan bir tutar varsa bu tutardan geçmiş yıl mali zararları mahsup edilir. Zarar mahsubunda bilançodaki ticari zarar değil, son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde (beyannamenin 46 nolu satırı) oluşan mali zararlar indirim konusu yapılacaktır. 2005 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde mahsup edilecek en eski zarar 2000 yılı mali zararı olacaktır. Vergi barışından yararlanılmış ise yararlanılan yıllara ait zarar tutarlarının yarısı mahsup edilecektir. Öte yandan “aynı sektörde faaliyet göstermesi” ve “son beş yıla ait kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresi içinde verilmiş olması” koşullarıyla KVK’nun 37’nci maddesine uygun olarak devralınan kurumların, devir tarihi itibariyle aktif toplamını geçmeyen son beş yıla ilişkin zararları devralan kurum tarafından indirilebilecektir.

5.  Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler:

Beyannamede zarar mahsubundan sonra kalan bir tutar var ise (51 nolu satırda) bu tutar ile sınırlı olarak aşağıda sayılan kalemler indirilecektir.

-Risturn istisnası (KVK md 8/2)
-Bağış, yardım ve sponsorlukluk harcamaları, (KVK mükerrer md 14)
(Bu tutarlar ticari karın hesabında gider olarak dikkate alındığı için önce kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına eklenir, sonra mükerret 14’ncü maddeye göre hesaplanan tutarları beyannamenin 53-54-55 ve 56 nolu satırlarında indirim konusu yapılır. İlgili yılda mahsup edilemeyen bağış, yardım ve sponsorluk harcamaları sonraki yıla devretmez, indirim hakkı kaybolur.)
-Yatırım indirimi
(24.4.2003 tarihinden önce alınmış teşvik belgeleri kapsamında hesaplanan ve indirim konusu yapılan yatırım indirimi tutarları stopaja tabi olup, bu tarihten sonra Gelir Vergisi Kanununun 19’ncu madde kapsamında yapılan yatırım harcamaları için hesaplanan ve indirim konusu yapılan yatırım indirimi tutarları % 19,8 oranında stopaja tabi değildir. Önceki yıllarda mahsup edilememiş eski hükümlere tabi yatırım indirimi tutarları yeniden değerleme oranında (% 9,8), yeni hükümlere tabi yatırım indirimi tutarları TEFE artış oranında (% 4,54)  endekslenecektir. Eski ve yeni hükümlere tabi yatırım indirimi tutarlarının bir arada bulunması halinde mükellefler öncelikle hangisini indirecekleri konusunda önceki dönemlerde serbestçe karar vermişlerdir. Bu yıl da önceki yıllarda yapılan tercihe uygun olarak indirim uygulamasına devam edilmelidir. Eski veya yeni hükümlere tabi yatırım indirimi uygulaması için tercih yapıldığında hangi kategori öncelikle uygulanacak ise indirime  ilk önce o kategorinin en eski yılından başlanır.
 
KURUMLAR VERGİSİNİN HESABI

Beyannamenin 69 nolu satırına yazılan kurumlar vergisi matrahı üzerinden % 30 oranında kurumlar vergisi hesaplanır. Hesaplanan kurumlar vergisinden;
-Yabancı ülkelerde ödenen vergiler,
-Yurt içinde kesinti yoluyla ödenen vergiler,
-Geçici vergi mahsup edilir.

Yurt içinde kesinti yoluyla ödenen vergilerin mahsup edilebilmesi için beyannamenin ekinde tablo verilmesi yeterlidir. Mahsup edilemeyen vergiler inceleme raporu ve teminat gerekmeksizin başka vergi borçlarına mahsup edilebilir. On bin YTL nı aşmayan nakit iadeler de inceleme raporu ve teminat gerekmeksizin yerine getirilir. On bin YTL nı aşan kısmın yüzbin YTL na kadar olan kısmı süresinde tam tasdik sözleşmesi yapan YMM raporu ile yüzbin YTL nı aşan kısmın ise vergi inceleme raporu ile yapılması gerekmektedir.

Yurt dışında elde edilen ve Türkiye’de genel netice hesaplarına intikal ettirilen kazançlardan dışarıda ödenen vergiler, Türkiye’de hesaplanan kurumlar vergisinden indirilebilir. Mahsup edilemeyen tutar hiçbir şekilde iade edilmeyecektir.

Yıl içinde ödenen geçici vergiler hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir. Mahsup edilemeyen tutar diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Geçici verginin nakden veya mahsuben iadesi için beyannamenin ilgili satırına iadesi gereken geçici vergi tutarının yazılması gerekir. Aksi takdirde yıl sonuna kadar vergi dairesine dilekçe ile başvurmak gerekir.
{ p c ?o �]m ormal>Kendi nam ve hesabına çalışan sigortalı bakımından ise kendisi tarafından,
Bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde, İş Kazası ve Meslek Hastalığı     Bildirgesi ile Kuruma bildirilecektir.
  1. İş Kazası ve Meslek Hastalığında İşverenin Sorumluluğu
5510 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine 5510 sayılı Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilecektir. Ancak, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınacaktır.
İş kazasının, Kanunda belirtilen sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği, Kurumca işverenden tahsil edilecektir.
Ayrıca sağlık raporu alınması gereken ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların, rapor alınmadan işe başlatılmışsa, işe girmeden önce mevcut olduğu tespit edilen hastalıkları nedeniyle ödenecek geçici iş görmezlik ödenekleri işverene ödettirilecektir.
  1. Terör Mağduru, Eski Hükümlü ve Özürlü Çalıştırma Yükümlülüğü:
50 veya daha fazla işçi çalıştıran işverenlerin terör mağduru ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu kaldırılmış olup, %3 özürlü çalıştırma yükümlülüğü devam etmektedir. 
  1. SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı kurumlarından emekli olup yeniden bağımsız çalışanlardan kesilecek prim:
SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı emeklisi olup 4/b sigortalısı olmayı gerektirecek bağımsız çalışanların emekli aylıklarından 01.10.2008 tarihinden itibaren %12 prim kesilir. Bu oran her yıl 1 puan artırılarak %15’ e kadar çıkarılır.