30 Mayıs 2008 Cuma

GÜNCEL NOTLAR VE HATIRLATMALAR (Ba Bs Formları, Yabancı Sermayeli Kuruluşların Bilgi Verme Dönemi)



  1. 5 Haziran 2008 Tarihine Kadar Verilecek Ba ve Bs Formlarına Dikkat
Maliye Bakanlığı, Vergi Usul Kanunu’nun verdiği yetki çerçevesinde, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını Ba ve Bs formları ile bildirmelerini zorunlu kılmıştır.
2007 yılına ilişkin olarak düzenlenen Ba ve Bs bildirim formlarının 05.06.2008 tarihine kadar verilmesi gerekmektedir.
2008 ve izleyen yıllarda düzenlenecek Ba ve Bs bildirim formlarının aylık dönemler halinde verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bildirimlerin aylık dönemler halinde düzenlenerek, izleyen ayın beşinci gününden itibaren bir sonraki ayın beşinci günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.
2008 yılı Ocak, Şubat ve Mart dönemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı düzenlenen Ba ve Bs bildirim formları, bir defaya mahsus olmak üzere 05.06.2008 tarihine kadar verilebilecektir.
Formların Önemi
Formlar Maliye Bakanlığı bilgi işlem merkezi tarafından bazı çapraz kontroller için kullanıldığı için bu kontroller sırasında tespit edilen çelişki bilgiler firmanın vergi incelemesine alınmasına neden olabileceği için önemlidir.
Formların müşteri ve satıcılarla mutabakat temin edilerek hazırlanmasında fayda vardır.
Öte yandan formlarda bildirilen alım ve satım tutarları ile KDV beyannamelerinde bildirilen matrah ve indirim tutarlarının birbirine uygun olması gerekir.
Ba formlarında bildirilen satıcılardan VEDOP’un sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan mükellefler listesinde yer alan var ise firmanın incelemeye sevk edilmesi kuvvetle muhtemeldir.
Formların Doldurulmasına İlişkin Hatırlatmalar
Bildirim sınırı 2007 yılı için yıllık katma değer vergisi hariç 30.000 YTL’dir.
Bildirim sınırı 2008 yılı için katma değer vergisi hariç aylık 8.000 YTL’dir. Bu tutarlar bir kişi veya kurumdan yapılan, yıllık veya aylık toplam tutarı ifade etmektedir.
Limitin altında kalan alış ve satış bedelleri toplamı her iki formda da "Diğer Mal ve Hizmet Bedeli Toplamı" bölümüne yazılacaktır. Ödeme kaydedici cihazlar kullanılmak suretiyle yapılan satışların toplamı da KDV hariç tutarlar olarak bu tabloya dahil edilir.
Haddi aşan ithalat ve ihracat işlemlerinin de bildirim formlarına yazılması gerekir.
Herhangi bir mal ve hizmet alımına bağlı olarak doğan ve fatura düzenlenmek suretiyle yansıtılan kur farkları bildirimlere dahil edilir.
KDV'ye tabi olmayan alış ve satışların bildirilip bildirilmeyeceğine ilişkin bir belirleme olmamakla birlikte bu türden faturaya bağlanmış mal ve hizmet alım satımlarının da bildirimlere dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Müstahsil makbuzu düzenlenerek yapılan alımlar Form Ba’ya gelir vergisi tevkifatı yapılmadan önceki brüt tutarları ile dahil edilir.
  1. Yabancı Sermayeli Kuruluşlarda Mayıs Ayında Bilgi Verme Zorunluluğu
17.06.2003 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ile doğrudan yabancı yatırımların gerçekleştirilmesinde izin ve onay sistemi bilgilendirme sistemine dönüştürülmüş ve 1954 yılından beri uygulanmakta olan 6224 sayılı Yabancı Sermaye Teşvik Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında bulunan yabancı sermayeli şirketler ve diğer kurum ve kuruluşlar tarafından her yıl Mayıs ayı sonuna kadar bildirimde bulunulması zorunluluğu getirilmiştir.
20.08.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlan Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği 5. maddesinde, Kanun kapsamındaki şirket ve şubeler;
  • Sermayelerine ve faaliyetlerine ilişkin bilgileri anılan yönetmeliğin ekinde bulunan "Doğrudan Yabancı Yatırım İçin Faaliyet Formu" çerçevesinde yıllık olarak her yıl en geç mayıs ayı sonuna kadar,
  • Sermaye hesabına yapılan ödemelere ilişkin bilgileri yine aynı yönetmelik ekinde yer alan "Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Sermaye Bilgi Formu" ile, ödemeyi takip eden 1 ay içinde,
  • Mevcut yerli veya yabancı ortakların kendi aralarında veya şirket dışındaki herhangi bir yerli veya yabancı yatırımcıya yaptıkları hisse devirlerine ilişkin bilgiler anılan yönetmeliğin ekinde yer olan "Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Hisse Devri Bilgi Formu" çerçevesinde ve hisse devrinin gerçekleşmesini müteakip en geç 1 ay içinde,
Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'ne  bildirmek zorundadırlar.
Bu Kanun kapsamında bulunmayan şirketler ise;
  • Şirkete yabancı bir yatırımcının iştirak etmesi,
  • Şirketin yaptığı sermaye artışına şirket dışındaki bir yabancı yatırımcının iştirak etmesi suretiyle hisse devrinin gerçekleşmesi ve şirketin kanun kapsamına girmesi halinde hisse devirlerine ilişkin bilgileri "Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Hisse Devri Bilgi Formu" çerçevesinde ve hisse devrinin gerçekleşmesini müteakip en geç 1 ay içinde Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğüne bildirmek durumundadırlar.
Yabancı sermayeli kuruluşların Türkiye’deki irtibat büroları;
  • Her yıl en geç mayıs ayı sonuna kadar, büronun geçmiş yıl faaliyetleri hakkında, anılan yönetmeliğin ekindeki "İrtibat Bürolarının Faaliyetlerine İlişkin Bilgi Formu" doldurularak Hazine Müsteşarlığı'na gönderilir. Forma büronun geçmiş yıl harcamalarının yurtdışından gönderilen dövizlerle karşılandığına ilişkin belgeler de eklenir.
  • Kuruluş izni alan irtibat bürosu vergi dairesi kayıt belgesinin bir örneğini en geç 1 ay içinde Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'ne gönderirler.

  1. Ücretlerin Bankadan Ödenme Zorunluluğu Başlıyor:
8 Mayıs 2008 günü Resmi Gazete’de yayınlanan 5754 sayılı Kanun ile işverenler çalıştırdıkları kişilerin ücretlerini mutlaka banka aracılığıyla ödeyecekler. İşverenler ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakı, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödeyeceklerdir.
Uygulamanın esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenecek. Yönetmelikte ücret ve bu gibi ödemeleri bankadan yatırmak zorunda olan işverenler tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurlar dikkate alınarak belirlenecektir.
Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına ödemeyenlere bu durumda olan her işçi ve her ay için 100 YTL idari para cezası uygulanacaktır.



22 Mayıs 2008 Perşembe

İSTİHDAM PAKETİ VE PRİM AFFI HAKKINDA



Kamuoyunda "İstihdam Paketi" olarak bilinen "İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Öngören 5763 sayılı Yasa” 15 Mayıs 2008 günü TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanının onayına sunulmuştur. Yasada 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na eklenen geçici maddeler ile prim affı da getirilmiştir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının ifadesine göre toplam prim alacaklarının tutarı 43.5 milyar YTL olup, bunun 10.8 milyar YTL’si SSK, 25.9 milyar YTL’si Bağ-Kur, 6.7 milyar YTL’si ise Tarım Bağ-Kur alacağıdır. Amaç bu alacak stokunu azaltmak, ancak anlaşılan o ki; (rakamlar da bunu teyit ediyor) 2006 yılındaki prim affı pek bir işe yaramamış görünüyor.
Yapılan düzenleme, borçlarını 2006 yılında çıkarılan 5458 sayılı Kanuna göre yeniden yapılandıranlardan taksitlerini ödeyememiş olup yapılandırmaları bozulmuş olanları da kapsamaktadır
Hangi SSK Borçları Kapsam Dahilinde:
  • Yeni adıyla Sosyal Güvenlik Kurumu’na borçlu olanların 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre takip edilen ve başvuru tarihine kadar tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan 2008 Mart ve önceki dönemlere ilişkin sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası, sosyal yardım zammı borçları,
  • Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar müracaat edilmiş olması kaydıyla 31.03.2008 tarihine kadar bitirilmiş olan özel bina inşaatı ile ihale konusu işlerden Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespit sonucunda yeterli işçilik bildiriminde bulunulmadığı anlaşılanların fark işçiliğe ilişkin borçları,
  • İsteğe bağlı sigortalıların 2003 Mayıs ila 2008 Mart dönemleri arasında isteğe bağlı sigortalılıklarının devam ettiği süre içindeki prim borçları,
  • Avukat-Noter ve yurtdışına işçi götüren müteahhit gibi topluluk sigortasına tabi olanların 2008 Mart ve önceki dönemlere ilişkin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ait prim borçları,
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden iki ay içinde yazılı olarak başvurulması kaydıyla, peşin veya 24 aya kadar eşit taksitler halinde ödenecek.
Hangi Bağ-Kur Borçları Kapsam Dahilinde
  • 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu ile, 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu gereğince, sigortalı olanların 31.03.2008 tarihine kadar olan prim ve sosyal güvenlik destek prim borçları
Kanunun yürürlüğünden itibaren 2 ay içinde müracaat edilmesi halinde peşin veya 24 aya kadar eşit taksitler halinde ödenebilecek.
Peşin Ödeyenlerin Avantajı:
Peşin ödeme tercihinde, borç aslının tamamı ve başvurunun yapıldığı ayın sonuna kadar sosyal güvenlik mevzuatının ilgili hükümlerine göre hesaplanan gecikme cezası ve gecikme zammının yüzde 15’i başvuru tarihini takip eden bir ay içinde ödenmelidir. Bu durumda, gecikme cezası ve gecikme zammının kalan yüzde 85’i silinecektir.
Taksitle Ödeme:
Taksitle ödeme tercihinde, borç asıllarına başvurunun yapıldığı ayın sonuna kadar sosyal güvenlik mevzuatının ilgili hükümlerine göre hesaplanan gecikme cezası ve gecikme zammının; 12 aya kadar taksitlendirmelerde yüzde elli beşi, 12 aydan çok taksitlendirmelerde yüzde otuzu silinecektir.
2006 Yılında 5458 sayılı Kanuna Göre Borçlarını Taksitlendirenler:
  • Borç taksitlerini düzenli ödememeleri nedeniyle, yapılandırma hakkını kaybedenlerin taksit hakları, Kanun’un Resmi Gazete’de yayımını izleyen iki ay içinde müracaat etmek şartıyla yapılandırmaları yeniden canlandırılacaktır.
  • 5458 sayılı Kanun gereğince borçlarını yapılandıranlar borçlarını zamanında ödemiş olsunlar veya olmasınlar bu yasadaki peşin ödeme seçeneğinden yararlanabileceği gibi taksitli ödeme seçeneğinden de yararlanabilecektir.
  • Yeni getirilen haklardan yararlanmak üzere başvuran borçluların, kapsama giren borçları nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptıkları itirazlardan ve yargı nezdinde sürdürdükleri davalardan feragat etmeleri ve ihtilaf yaratmamaları şarttır.
Hacizler kaldırılacak
Borçları nedeniyle, taşınır ve taşınmaz mallara konulan hacizler ile alınan teminatlar yapılan ödemeler nispetinde, üçüncü şahıslar nezdindeki hak ve alacaklarla ilgili hacizler ise ilk taksitin ödenmesinden sonra tümüyle kaldırılacaktır.
Yasayla Yapılan Diğer Düzenlemeler:
  • Asıl İşveren – Alt İşveren (Taşeron) İlişkisi Yazılı Olacak
Yasayla, asıl işveren ile alt işveren (taşeron şirket) arasında kurulan ilişkinin yazılı yapılması şartı getiriliyor.
Buna göre, iş alan alt işveren, kendi iş yerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı işverenlik sözleşmesini, gerekli belgelerle, çalışma bölge müdürlüklerine bildirecek. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu iş yerine ait belgeler, gerektiğinde iş müfettişlerince incelenecek. İnceleme sonucunda muvazaalı (danışıklı) işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu, işverene tebliğ edilecek.
İşveren, bu rapora, tebliğ tarihinden itibaren 6 iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edebilecek. İtiraz üzerine verilen kararlar, kesin sayılacak.
Eğer itiraz edilmemiş veya mahkeme, danışıklı işlemin tespitini onamışsa, tescil iptal edilecek. Alt işverenin işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacak.
Yaptığı işle ilgili bölge müdürlüklerine bildirimde bulunmayan alt işverene, çalıştırdığı her işçi için 150 YTL, iş yerini muvazaalı olarak bildiren asıl işveren ile alt işveren veya vekillerine ayrı ayrı 10 bin YTL idari para cezası verilecek.
  • Özel Sektör İşverenleri Terör Mağduru ve Eski Hükümlü Çalıştırma Zorunluluğundan Kurtuluyor
Halen zorunlu çalıştırma oranları; kamu işyerlerinde özürlüler için %4, eski hükümlüler için %2 olarak; özel sektör işyerlerinde özürlüler için %3, eski hükümlüler için %1, terör mağdurları için de %2 olarak uygulanmaktaydı.
Yeni düzenlemeyle İş Kanunundaki özürlü, eski hükümlü ve terör mağdurlarının çalıştırılma zorunluluğuna da yeni düzenleme getirilerek, eski hükümlü ve terör mağdurları için işverene getirilen zorunlu istihdam kaldırılıyor.
Özel sektör işverenleri 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları iş yerlerinde yüzde 3 özürlü, kamu iş yerlerinde ise yüzde 4 özürlü ve yüzde 2 eski hükümlü işçiyi, meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştıracaklar.
Özel sektör işverenlerince çalıştırılan özürlü işçilerin prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı Hazinece karşılanacaktır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. İşveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenecektir.
  • Gençlerin ve Kadınların Sigorta Primi İşveren Hisseleri İşsizlik Sigortası Fonu Tarafından Karşılanacak
18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlar ile yaş şartı aranmaksızın kadınlardan; bu maddenin yürürlük tarihinden önceki altı aylık dönemde prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olması şartıyla, bu maddenin yürürlük tarihinden önceki bir yıllık dönemde işyerine ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde işe alınan ve fiilen çalıştırılanlar için; prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin;
a) Birinci yıl için yüzde yüzü,
b) İkinci yıl için yüzde sekseni,
c) Üçüncü yıl için yüzde altmışı,
d) Dördüncü yıl için yüzde kırkı,
e) Beşinci yıl için yüzde yirmisi
         İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır.
İşveren hissesine ait primlerin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu maddeye göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, İşsizlik Sigortası Fonundan Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir.
İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.
Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler; aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.
  • Tüm Çalışanların İşveren Hissesi Primlerinin Beş (5) Puanlık Kısmı Hazine Tarafından Karşılanacak
506 sayılı Kanuna tabi sigortalıların aynı Kanunun 73 üncü maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacaktır.  
İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin; çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır.
Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.
Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler; aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz.

Sonuç
İstihdam paketindeki düzenlemelerin, eksik olmasına rağmen “kümesteki kaz” olarak tabir edilen kayıtlı mükellefleri biraz olsun ferahlatacak dolayısıyla istihdamı olumlu etkileyecek bir adım olduğunu düşünüyoruz. Düzenleme ile getirilen affı ise tek tek bakıldığında çok önemli bir fırsat, ancak ülkenin hukuk sistemi açısından önemli bir zaafiyet olarak görüyoruz.

8 Mayıs 2008 Perşembe

ELEKTRONİK FATURA KAYIT SİSTEMİ




Vergi Usul Kanunumuzun mükerrer 242/2 nci maddesinde elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, muhafazası ve ibrazı konusunda, mükerrer 257/1-3 ncü maddelerinde muhasebe usul ve esaslarını tespit, defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi gereken bilgilerin belirlenmesi, defter, kayıt ve belgelerin elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması, saklanması ve ibrazı konusunda, 227 nci maddesinde belgelerde bulunması gereken bilgilerin belirlenmesi konusunda Maliye Bakanlığı’na yetkiler verilmiştir.
Maliye Bakanlığı yayınladığı 361 Nolu VUK Genel Tebliği ile, elektronik defter ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazına ilişkin usul ve esasları belirlemiş, ancak bu Tebliği yürürlükten kaldıran “Elektronik Fatura Kayıt Sistemi ile ilgili VUK Genel Tebliği Taslağı”nı internet sitesine koyarak önceki düzenlemeden vazgeçtiği ve yeni bir düzenleme yapma niyetinde olduğunu ortaya koymuştur.

Elektronik Fatura kayıt Sistemi Nedir?
Elektronik Fatura Kayıt Sistemi, faturalara ait ikinci nüshaların kağıt ortamında saklanması zorunluluğunu ortadan kaldıran, faturalara ait birinci nüshaların elektronik ortamda oluşturulması ve alıcılara iletilmesine imkan sağlayan bir sistemdir. Bu sistemde elektronik belge olarak düzenlenen faturalarda bulunan bilgiler belirlenen standartlarda ve elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına aktarılır.

Sistemden Nasıl Yararlanılacaktır?
1.    Başvuru:
Başvuruda bulunmak isteyen mükelleflerin aşağıda yeralan şartlara uymaları gerekmektedir.
  • Bilanço esasına göre defter tutmak
  • Tüm faturaların elektronik ortamda düzenlenebildiği, arşivlenebildiği ve aktarılabildiği yazılım ve donanımı içeren bir bilgi islem sistemine sahip olmak
  • Sahip olunan bilgi işlem sisteminin etkin bir şekilde yönetilebilmesi ve işletilebilmesi için gerekli sayı ve nitelikte personel bulundurmak
  • Sahip olunan bilgi islem sistemine ait süreçlere ilişkin gerekli iç denetim mekanizmalarını oluşturmak, teknik ve fiziki güvenliği sağlamak
  • Bilgi işlem sistemi dahilinde kullanılan tüm yazılım ve donanım unsurları ile fatura düzenleme süreçlerine, iç denetim mekanizmalarına ve güvenlik önlemlerine ilişkin açıklamaları ve detayları ayrıntılı bir şekilde dokümanlara bağlamak
  • Bilgi işlem sistemini oluşturan her türlü donanımı Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının geçerli olduğu alanlarda bulundurmak
Bu şartlara uyan mükellefler sistemden yararlanmak için, sahip oldukları bilgi işlem sistemi ile fatura düzenleme süreçlerine ilişkin ayrıntılı açıklamaları içeren bir raporu Gelir İdaresi Başkanlığı’na göndermek suretiyle başvuruda bulunacaklardır.
 
     2.   Test Aşaması
 
Test Aşaması, mükellefler tarafından sunulan bilgilerin Başkanlıkça değerlendirilmesi  sonucunda elektronik fatura kayıt sistemine geçiş sürecinin eksiksiz bir şekilde oluşturulması amacını taşımaktadır. Test aşaması, başlangıç tarihinden itibaren en fazla altı ay sürebilir. Bu süre içerisinde başarılı olamadığı kendisine bildirilen mükellefler bildirimi izleyen bir yıl içerisinde sisteme tekrar başvuru yapamazlar.
  
     3.   Protokol Aşaması:
 
Test aşamasını başarı ile tamamlayan mükellefler, Başkanlık ile imzalayacakları Protokol sonrasında sistemden yararlanmaya başlarlar. Uygulamaya geçilmesi ile birlikte, bilgi işlem sistemi aracılığıyla elektronik belge olarak düzenlenen faturalara ait bilgilerin belirlenen format ve standartlarda internet üzerinden Başkanlığa aktarılması süreci başlar. Bu faturalara ait ikinci nüshaların kağıda aktarılarak saklanması zorunluluğu ortadan kalkar.
Veri Aktarımı:
Sistemden yararlanan mükelleflerin uygulamaya başladıkları andan itibaren ilgili verileri Başkanlığa aktarması (Veri aktarım protokolü çerçevesinde) esastır. Veri aktarımı faturanın düzenlendiği günün sonun kadar yapılacaktır. Fatura bilgilerinin Başkanlığa aktarılması sırasında, elektronik imzanın kullanılması zorunludur. Bilgiler teknik sorunlar nedeniyle aktarılmazsa DVD-R ortamında Başkanlığa iletilecektir. Elektronik ortamda düzenlenen faturalara ait her türlü verinin, vergi kanunları ve diğer kanuni düzenlemelerin kağıt nüshalar için öngörmüş olduğu süreler dahilinde muhafaza ve ibraz yükümlülüğü bulunmaktadır. Veri düzenlemesi ve muhafazasının yapıldığı donanım (server) Türkiye sınırları içinde ve TC Kanunlarının geçerli olduğu alanlarda olacaktır. Taşınmalardan önce Başkanlığa bilgi verilecektir. Faturaların kağıt ortamında da görüntülenebilmesine ve alınabilmesine izin verilecektir.
Faturaların Alıcılara İletilmesi: 
Faturaların alıcılara ulaştırılması için iki yöntemden en az birisi seçilecektir.
  1. Elektronik Fatura Kayıt Sistemi dahilinde oluşturulan faturaların birinci nüshalarının alıcılara kağıt olarak teslim edilmesi
  2. Elektronik Fatura Kayıt Sistemi dahilinde oluşturulan faturaların birinci nüshalarının elektronik veya manyetik ortamda iletilmesi alıcının açık rızası olması şartıyla mümkündür. Alıcı basılı olarak isterse basılı olarak verilmesi zorunludur.

Protokolün Feshi: 
  • Fatura bilgilerinin Başkanlığa mazeretsiz aktarılmaması,
  • Mazeret halinde mazeretin giderilememesi veya Başkanlıkça haklı bulunmaması,
  • Fatura bilgilerinin sürekli DVD-R olarak aktarılmaya başlanması,
  • Kademeli geçiş halinde süreçlerin tamamlanamaması,
hallerinde protokol fesh edilecektir. Protokolün feshedilmesi durumunda mükellefler fesih tarihinden itibaren 10 gün içinde Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre kağıt ortamında fatura düzenlemeye ve saklamaya başlayacaktır.

Elektronik Fatura Kayıt Sistemine Geçiş Yapan Firmalar: 
  1. Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.
  2. TTNet Anonim Şirketi
  3. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
  4. Türk Telekomünikasyon A.Ş.
  5. Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.
Görüldüğü üzere bu firmalar bulundukları sektörün özelliği nedeniyle çok sayıda fatura düzenleme zorunluluğunda olan firmalar olup bu sistem bu mükellefler için zaman ve para tasarrufu sağlayacaktır.

30 Nisan 2008 Çarşamba

HUKUK SİSTEMİMİZİ TARTIŞMAYA AÇMAK VE BAZI YASA TASARILARI HAKKINDA NOTLAR




Ülkemiz Avrupa Birliği süreci ile birlikte çok temel konuların masaya yatırılıp tartışıldığı bir süreci aynı anda yaşıyor. Değişim yasası doğadaki her şeyin değiştiğini söyler. Toplumları da bundan soyutlamak mümkün değil. Bilinen en eski mevzuat düzenlemesi olan Hammurabi kanunları döneminden beri toplumların düzeni belli bazı yazılı kurallarla sağlanıyor. Diğer bir deyişle her toplum kendi yasa yapıcılarının kendisine uygun gördüğü ölçülere göre dikilen elbisenin içine girmek zorunda. Toplumun alt yapısı (üretim güçleri) bu elbiseye sığmaz ise elbisede zamanla bazı tadilatlar yapılması gerekiyor ya da eski elbiseyi çöpe atıp yeni bir elbise dikmek gerekiyor.
Bu nedenle, yasal düzenlemeler tarihin akışını belirleme yönünden her ne kadar birincil unsur değilse bile, bu akışı hızlandırıcı veya yavaşlatıcı bir fonksiyona sahip. Bilmem farkında mısınız hukukçularımız (Anayasa Mahkemesi başkanı ve eski Yargıtay Başsavcısı başta olmak üzere) şu günlerde çok temel bir konuyu tartışmaya başladılar. Hukuk sistemimizi (sadece yasal düzenlemeleri kastetmiyorum) çok esaslı bir şekilde değiştirecek bu polemik ”yargıç bağımsızlığı” konusunda. Hukukçuların bir kısmı yargıçların tarafsız olmasını birincil öncelik olarak ele alıyor. Bir kısmı ise yargıç bağımsızlığını ilk sıraya koyuyor. Çok temel, çok heyecanlı, tartışmanın sonucuna göre ülkemiz hukuk tarihinde alınmış bir çok yargı kararının hukuki olmaması nedeniyle çöpe atılması sonucunu doğuracak bir tartışma. Tabii fiilen değil en azından vicdanen. Tartışmaların, hatta bazen en temel konuların ele alındığı tartışmaların bireyleri olduğu gibi toplumları da mutlaka geliştireceğini ve ilerleteceğini belirterek esas konumuza geçelim.  
Bu günlerde ekonomik ve ticari yaşamı biçimlendirecek bir çok kanuni düzenleme birbiri ardı sıra Mecliste kanunlaşıyor. Sosyal Güvenlik Yasası, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, Sendikalar Kanunu, Serbest Bölgeler ile ilgili tasarı taslakları bunlardan bazıları. Bunlardan bir kısmı Mecliste görüşülüp kabul edildi, bir kısmı Meclis komisyonlarında, bir kısmı da Bakanlar Kurulunda Meclise sevkedilmek üzere bekliyor.
Önemli olduğunu düşündüğümüz bazı yasa tasarılarının düzenlemelerine aşağıda değineceğiz.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
Bu tasarıda daha önceki yazılarımızda ayrıntılı olarak ele aldığımız Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yapılan bazı düzenlemelerin yanında Gelir Vergisi Kanununda ve Katma Değer Vergisi Kanununda da bazı düzenlemeler yapılmaktadır.
Yapılan düzenlemelerden biri, 5084 sayılı Kanun ile 49 ile uygulanan stopaj vergisi, SSK primi, enerji ve arsa tahsisi teşviklerinden stopaj vergisi teşvikinin uygulandığı işyerlerinde bu teşvikten yararlanan ücretlere, bu sene başından itibaren yürürlüğe giren asgari geçim indirimi müessesesinin nasıl uygulanacağı konusundadır. Tasarıda bu ücretlere asgari geçim indirimi tutarının % 40’ının uygulanacağı belirtilmektedir.
Tasarıda KDV Kanununun 29 ncu maddesinde yapılan düzenleme ile amortismana tabi iktisadi kıymetler için yüklenilen KDV’nin iade alınabilmesi konusunda Bakanlar Kurulu yetkilendirilmektedir. Bakanlar Kurulu bu yetkisini düşük oranlı mal ve hizmet grupları ile farklı sektörler bazında kullanacaktır. KDV iadesi alan mükellefler yönünden bunun olumsuz bir düzenleme olduğunu belirtelim.
Veraset Ve İntikal Vergisi Kanununun Yürürlükten Kaldırılması ve Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
Tasarının 1 nci maddesiyle Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu yürürlükten kaldırılmaktadır. Gerekçe olarak, mükelleflerin bu vergiye uyumda karşılaştıkları güçlükler nedeniyle, fiilen intikal eden malların hukuki tescil işlemlerinin uzun yıllar boyunca yapılmaması ve bu nedenle bu durumun veraset yoluyla intikal eden malların fiili sahipliği (zilyetliği) ile hukuki sahiplerinin farklı kişiler olması sonucunu doğurması, resmi kayıtların güncellenmesindeki gecikmelerin ekonomik faaliyetlerin kayıtlılık düzeyinin artırılmasının önünde engel teşkil etmesi gösterilmektedir. Kısacası bu verginin uyum maliyetinin yüksek olması, kayıt ve tescil sürelerinde çarpıklıklar doğurması ve mali açıdan getirisinin çok az olması nedeniyle yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir.
Tasarının 2 nci maddesiyle 1.1.1998 tarihinden önce veraset yoluyla veya ivazsız intikal eden mallar için VİV beyannamesinin verilmeyeceği, 1.1.1998 ile bu tasarının kanunlaşıp yürürlüğe girdiği tarih arasında veraset yoluyla veya ivazsız olarak intikal eden ancak daha önce beyan edilmemiş mallar için VİV beyannamesinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 7338 sayılı VİVK’na göre verileceği ve ödeneceği belirtilmiştir.
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu yürürlükten kaldırılmakla beraber, bu Kanunun vergi kapsamına aldığı ivazsız intikallerin vergilendirilmesine devam edilecektir. Tasarının 3’ncü maddesiyle GVK’nun 80’nci maddesinin sonuna 3’ncü bent olarak “Karşılıksız intikallerin gelir sayılan tutarı” ibaresi eklenerek, ivazsız intikaller sair kazanç ve irat olarak gelir vergisi kapsamına alınmıştır.
GVK’na 82’nci maddesinden sonra gelmek üzere mükerrer 82. Madde eklenmiştir. Mükerrer 82. Maddeye göre veraset yoluyla vaki olanlar hariç olmak üzere, herhangi bir suretle karşılıksız olarak intikal eden iktisadi kıymetlerin VUK’na göre bulunan değerinin,
1.000.000 YTL ye kadar olan kısmının % 50 si,
1.000.001 YTL ile 5.000.000 YTL arsındaki kısmın % 60 ı
5.000.001 YTL ve üzerindeki kısmın % 70 i
İntikalin gerçekleştiği takvim yılında hak sahibinin geliri sayılacaktır..
Karşılıksız olarak intikal eden malların Türkiye de bulunmaması halinde, kazanç Türkiye’de elde edilmiş sayılmayacak ve vergilendirilmeyecektir.
GVK’nun 94’ncü maddesine eklenen 16 nolu bend ile; para ve mal üzerine yarışma ve çekiliş düzenleyenler ile spor müsabakaları ve at yarışlarına dayalı müşterek bahis düzenleyen gerçek ve tüzel kişiler ödedikleri ikramiyelerden GVK’daki vergi tarifesine uygun olarak tevkifat yapacaklardır.
Tevkifat suretiyle vergilendirilen bu gelirler için beyanname verilmeyecek veya verilen beyannameye dahil edilmeyecektir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Başbakanlık’a Gönderdiği Tasarıdaki Kıdem Tazminatı Fonu Hakkındaki Düzenleme
Tasarıda, mevcut kıdem tazminatı uygulaması sona erdirilip, Kıdem Tazminatı Fonu kurulması öngörülmektedir.

Mevcut düzenlemede bir işyerinde çalışan işçilerin işten ayrılmaları durumunda aşağıdaki hallerde kıdem tazminatına hak kazanılmaktadır.
a)    İşveren tarafından 4857 sayılı İş kanunun 25. Maddesinin II numaralı bendinde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri nedenler dışında iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda,
b)    İşçi tarafından 4857 sayılı İş kanunun 24. Maddesinde sayılan nedenlerden dolayı iş   sözleşmesinin feshedilmesi durumunda,
c)    Muvazzaf askerlik dolayısıyla iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda,
d)    İşçinin bağlı bulunduğu kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik,  veya malullük aylığı yahut toptan ödeme alması amacıyla iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda,
e)    Kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi rızası ile iş sözleşmesini sona erdirmesi durumunda,
f)     İşçinin ölümü sebebiyle iş sözleşmesinin son bulması halinde,
g)    Sosyal Sigorta Yasalarında değişiklik yapan 4447 sayılı yasa ile getirilen bir hükümle, 506 sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı kanunun geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,
İşçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında  kıdem tazminatı ödenir. Kıdem tazminatının tavanı 2087,92 YTL dır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Başbakanlık’a gönderilen “İstihdam Paketi” adı verilen tasarıda kıdem tazminatı ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır.

Bu Tasarıya göre kıdem tazminatına hak kazanma aşağıdaki hallerde söz konusu olacaktır:

a) Bağlı oldukları kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı bağlanması yahut toptan ödeme almak amacıyla hizmet akitlerini feshetmeleri halinde,

b) İşverence hizmet akdinin feshedilmesi durumunda işçinin hak kazandığı yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı veya toptan ödeme almak amacıyla ilgili kuruma veya sandığa başvurması halinde,

c) Adına en az 5 (veya 10 yıl) Fona prim ödenen işçinin isteği halinde,

d) İşçinin ölümü halinde kanuni mirasçıları, kıdem tazminatına hak kazanacaklar.

Tasarıya göre Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenenler için sadece malullük aylığı şartlarının gerçekleşmesi veya ölüm halinde kıdem tazminatı ödenecek.
Sistemin işleyişi şöyle olacaktır:
Her ay işçinin bireysel fondaki hesabına, ücretin belirlenecek bir oranında (işçinin aylık ücretinin yüzde 3'ü öngörülüyor) prim yatırılacak, işçi de işten ayrıldığında bireysel fonda biriken parayı nemasıyla birlikte alacaktır. Taslağa göre, kıdem tazminatlarının değerlendirileceği bireysel emeklilik şirketini işveren, fonda biriken paralan değerlendirecek olan yatırım fonlarını ise İşçi belirleyecektir. Kıdem tazminatlarına herhangi bir vergi ya da benzeri kesinti uygulanmayacaktır. 

23 Nisan 2008 Çarşamba

1 EKİM 2008 DE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK YENİ SOSYAL GÜVENLİK MEVZUATININ GETİRDİKLERİ


Geçen yazımızda özellikle Bağ-Kur emeklilerinin yeniden çalışması halinde yapılacak uygulama yönünden ele aldığımız 5510 sayılı yeni sosyal güvenlik yasasında değişiklikler öngören kanun tasarısı Mecliste kabul edildi.

TBMM'de kabul edilen 5754 sayılı “Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la, 5510 sayılı kanunun yürürlük tarihi 2008 Ekim olarak belirlendi.

Ekim 2008’de yürürlüğe girecek (5754 sayılı Kanunla yapılan değişiklikleri de içeren) 5510 sayılı Kanunun ülkemizde uygulanan çalışma mevzuatında neleri değiştirdiğine ilişkin hususlara en önemliden başlayarak sırası geldikçe değineceğiz.

  • SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı "tek çatı"da toplandı
  • 5510 sayılı yasada yer aldığı şekliyle bundan böyle işçilerden “4/a”lı, serbest çalışanlardan “4/b”li ve memurlar dan “4/c”li diye bahsedeceğiz.
  • Çalışanların ücretleri bankaya yatacak
  • “4/b”li işçisinden az prim ödeyemeyecek

4/b'li (Bağ-Kur'lu) olmasını gerektirecek bir faaliyette bulunanlar (limited şirket ortakları, A.Ş. lerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyeleri dahil), her ay asgari ücret ile asgari ücretin 6,5 katı arasında bir tutardan yüzde 33,5 ile yüzde 39 arasında bir oranda (yapılan işin tehlike derecesine göre değişen) prim ödemekle yükümlü olacaklardır. Ancak, 4/b'li (Bağ-Kur'lu) aynı zamanda işçi çalıştırıyorsa en yüksek ücret alan işçisinden daha az prim matrahı beyan edemeyecektir.

  • Halen uygulandığı gibi işyeri bildirgesi en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte verilecektir

Şirket kuruluşunda, çalıştırılacak sigortalı sayısı ve bunların işe başlama tarihi, ticaret sicili memurluklarına bildirilirse, bu bildirimler SGK'ya yapılmış sayılacak, ticaret sicili memurlukları, kendilerine yapılan bu bildirimi en geç on gün içinde kuruma bildireceklerdir.

  • Halen uygulandığı üzere çalışanlar SGK'na bir gün önceden bildirilecek
  • “4/b”linin (Bağ-Kur'lunun) prim oranı işin tehlikesine bağlı olarak yüzde 33,5 ile yüzde 39 arasında uygulanacak.
  • Halen yüzde 10 oranında olan Bağ-Kur'lu emeklinin destek primi emekli aylığının % 12 si oranında olacak ve her yıl bir puan artırılarak % 15’e kadar çıkarılacak. Primler  emekli aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilecek.
  • Bazı sosyal yardımlardan prim alınmayacak

Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca dahil edilmeyecek.

  • Prim borçlarında zamanaşımı süresi 10 yıl olacak

SGK’nun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabi olacaktır.

  • İşyeri kayıtları on yıl saklanacak

İşçiler açısından hak kayıplarını önlemek amacıyla daha önce 5 yıl olan süre 10 yıla çıkarılmıştır.

  • Emekli gelir ve aylıkları nafaka borçları dışında haczedilemeyecek

Gelir, aylık ve ödenekler; 5510 sayılı kanunun 88'inci maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyecektir.

  • Ücret dışı ödemelerden 2 ay daha prim alınacak

Halen sigortalılardan kesilen primin tavanı 3.954,60 YTLdir. Bu tutarı aşan kısımdan sigorta primi kesilmemektedir.

Yeni yasa ile ücret dışındaki diğer ödemelerin üst sınırı aşan kısmının, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlamak üzere iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilave edileceğine ilişkin bir hüküm getirilmektedir. Örneğin, 2.000 YTL ücret alan bir işçiye, 3.000 YTL de ikramiye ödenmesi halinde SSK tavanı olan 3.954,60 YTLden  SSK primi alınmakta, bu tutarın üzerindeki kısımdan prim alınmamaktadır. 5510 sayılı kanunda bu uygulama değiştirilmekte ve tavanı aşan kısımdan 2 ay daha prim alınması öngörülmektedir.


16 Nisan 2008 Çarşamba

GÜNCEL VERGİ NOTLARI




  1. İkinci El Binek Otomobillerin Satışında KDV Oranı
30 Aralık 2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ikinci el binek otomobillerin satışında, binek otomobillerin alımında yüklenilen Katma Değer Vergisini indirim konusu yapanlarda % 18, yapamayanlarda % 1 oranı uygulanmaktadır. 
Yapılan bu değişikliğin nedeni piyasada uygulanan bir muvazaayı önlemek içindir. KDV Kanununun 30/b maddesine göre, otomobil kiralama (rent-a-car) şirketleri, gerçek usulde vergilendirilen taksi işletmeleri ve sürücü kursları, otomobil alımında ödedikleri KDV’ yi indirim konusu yapabilmektedir.  Eski uygulamada bu şirketler bazen nihai tüketiciye satmak için yeni otomobil alıp KDV’ni indiriyorlar, bu otomobili nihai tüketiciye sattıklarında, ikinci el binek otomobil satışı söz konusu olduğu için % 1 KDV uyguluyorlar, böylece nihai tüketicilere satılan binek otomobillerinden sadece % 1 KDV alınabiliyordu.
Yapılan değişiklikle 1.1.2008 tarihinden itibaren otomobil kiralama (rent-a-car) şirketleri, gerçek usulde vergilendirilen taksi işletmeleri ve sürücü kursları gibi işletmeler ikinci el binek oto satışında % 18 KDV uygulamaktadır. 
Ancak 6 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2008/13426 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, 7 Nisan 2008 tarihinden geçerli olmak üzere, otomobil kiralama (rent-a-car) şirketleri, gerçek usulde vergilendirilen taksi işletmeleri ve sürücü kursları gibi işletmeler kiralamak veya çeşitli şekillerde işletmek üzere iktisap ettikleri ve 31.12.2007 tarihi itibarıyla aktiflerinde veya envanterlerinde bulunan binek otomobillerini iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra sattıklarında % 1 katma değer vergisi oranı uygulayacaklardır. Düzenlemenin amacı, hem muvazaayı önlemek hem de söz konusu firmaların bu karardan bütünüyle olumsuz etkilenmemelerini sağlamaktır.
31.12.2007 tarihinden sonra söz konusu firmalarca edinilen binek otomobillerin tekrar satışında, iktisaptan itibaren iki yıl geçmiş olsa bile % 18 KDV oranı uygulanacaktır.
  1. 12 Nisan 2008 Tarihinde Yayımlanan (İhracat:2008/5) Sayılı Tebliğ İle İhracat Taahhütlerinin Kapatılmasında Grup firmalarından Yapılan İhracatlar da Sayılacaktır
Tebliğ ile ihracat kavramı malların serbest bölgelere çıkışına açıkça tanımda yer vermek suretiyle yeniden tanımlanmış, “grup firması” tanımına yer verilmiş, belgesiz ihracat kredilerine ilişkin ihracat taahhütlerinin, krediyi kullanan firma ile birlikte krediyi kullanan firmanın grup firmaları tarafından gerçekleştirilen ihracatla da kapatılabilmesi sağlanmış, belgesiz ihracat kredilerine ilişkin ihracat taahhütlerinin kapatılmasında, imalatçı ihracatçı firmaların, taahhüt ettikleri ihracatı grup firmaları aracılığıyla da yapabilecekleri belirlenmiştir.
Tebliğde, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da yapılan değişikliklere uygun olarak ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin zorunluluğa ihracat tanımında yer verilmemiştir.
Tebliğde grup firması, ana ortaklığın doğrudan kendisi veya diğer grup firmaları veya iştirakleri vasıtasıyla; sermaye ve yönetim ilişkileri çerçevesinde asgari %50 oranında hisseye veya asgari %50 oranında oy hakkına veya yönetim kurulu üyelerinin asgari %50’sini seçme hakkına veya yönetim kurulu üyelerinin asgari %50'sine sahip olduğu şirket olarak tanımlanmıştır.







10 Nisan 2008 Perşembe

EMEKLİ OLUP ANONİM ŞİRKET KURUCU ORTAĞI VEYA YÖNETİM KURULU ÜYESİ ORTAĞI İLE LİMİTED ŞİRKET ORTAĞI OLANLARIN ÖDEYECEKLERİ SOSYAL GÜVENLİK DESTEKLEME PRİMİ




Bazı hükümleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğe giriş tarihinin 1 Temmuz 2008 veya   1 Ocak 2009 olacağı tahmin ediliyor. Bu kanunda bazı değişiklikler öngören tasarı halen TBMM’nde görüşülmektedir.

Bu Kanun ve bu Kanunda değişiklik öngören tasarıya göre anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi ortakları ile limited şirket ortaklarının ödeyecekleri sosyal güvenlik destekleme primlerinin tutarlarında bazı değişiklikler öngörülmektedir.

5510 Sayılı Kanundan Önce ve Halen Yürürlükte Olan Yasal Düzenleme:

Halen yürürlükte olan yasal düzenlemeye göre Bağ-Kur’dan emekli olup da yine Bağ-Kur’lu olmasını gerektirecek faaliyetlerde bulunan Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarından % 10 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) kesintisi yapılıyor.

SSK ve Emekli Sandığı gibi diğer sosyal güvenlik kurumlarından emekli olanların, Bağ-kur sigortalısı olmalarını gerektirecek faaliyetlerde bulunmaları halinde ise faaliyete başladıkları ayı takip eden aybaşından itibaren, Bağ-Kur’luların onikinci gelir basamağının %10'u oranında SGDP ödüyorlar.

5510 sayılı Kanun Düzenlemeleri ve Bu Kanunda Tasarı İle Yapılması Öngörülen Değişiklikler:

5510 sayılı Kanunda emekli olduktan sonra tekrar çalışmaya devam eden limited şirket ortakları, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi ortakları için iki alternatif öngörülmüştür:

Birincisi, bu durumda olanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilecek ve çalıştıkları süre zarfında prime esas kazançları üzerinden prim alınacaktır. Bu prim aşağıda açıkladığımız üzere prime esas kazanç üzerinden % 33,5 ile % 39 arasında olacaktır.

İkincisi ise, aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilecek ancak bunların prime esas kazançları üzerinden sosyal güvenlik destek primi alınacaktır. Bu primin oranı da % 33,5 ile 39 arasında olacaktır. Sosyal güvenlik destekleme primi malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim ödeme gün sayısına ilave edilmeyecektir. (Şu anda TBMM de görüşülen tasarıya göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra çalışmaya başlayanlar emekli olduklarında Sosyal Güvenlik Destekleme Primi ödeyerek çalışamayacaklardır. Bu kişiler ancak emekli aylıklarını kestirerek çalışabileceklerdir. Yeni Yasanın yürürlüğe girmesinden önce sigortalı olanlar ise emekli olduklarında SGDP ödeyerek çalışabileceklerdir.)

Anonim Şirketlerin Kurucu Ortakları ve Yönetim Kurulu Üyesi Olan Ortakları ile Limited Şirket Ortaklarının Aylık Prime Esas Kazançları

5510 sayılı Kanunun 80. Maddesine göre ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile limited şirket ortaklarının aylık prime esas kazançları, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecektir.

Kanunun 82. maddesine göre, alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan aylık kazancın alt sınırı asgarî ücret kadar, üst sınırı ise asgari ücretin 6,5 katıdır.

Yukarıda sayılan kişiler, aynı zamanda işveren ise beyan edeceği aylık kazanç, çalıştırdığı sigortalıların kazancının en yükseğinden az olamayacaktır.

Prime Esas Kazançlara Uygulanacak Prim Oranı

Kanunun “Prim Oranları ve Devlet katkısı“  başlıklı 81. maddesinin “g” bendine göre 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılar (ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile limited şirket ortakları) (a), (c) ve (f) bentlerindeki prim oranlarının toplamı üzerinden, şayet sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle çalışıyorlar ise (e) bendinde belirtilen prim oranlarının toplamı üzerinden primlerini öderler. “

81. maddenin (e) bendine göre yaşlılık aylığı almakta iken bu Kanuna tâbi bir işte çalışanlara uygulanacak sosyal güvenlik destek primi oranı (a), (c) ve (f) bentlerinde belirtilen prim oranlarının toplamı kadardır.

81. Maddenin (a), (c) ve (f) bendlerinde belirtilen oranların toplamı (20+(1 veya 6,5)+12,5) olmak üzere toplam 33,5 ile 39 arasındadır.

5510 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken işine devam etmek isteyen ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile limited şirket ortakları kendileri tarafından beyan edilecek aylık kazanç matrahı üzerinden (asgari ücretin aylık brüt tutarı ile bu tutarın 6,5 katı arasında olmak kaydıyla) en az % 33,5 oranında Sosyal Güvenlik Destekleme Primi ödemeleri öngörülmüştür.

Halen mevcut düzenlemeye göre, Bağ-kur Kanununa göre yaşlılık aylığı almakta iken tekrar aynı kanuna tabi bir işte çalışmaya devam edenlerin aylıklarından %10 oranında, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık veya  malullük aylığı almakta iken Bağ-kur Kanununa tabi olmayı gerektirecek şekilde faaliyette bulunanlar ise 12 inci gelir basamağının %10’u tutarında sosyal güvenlik destek primi alınmaktadır. Bu oran, 5510 sayılı Kanunla, % 33,5-39’a çıkarılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi SGDP oranının % 10’dan % 33,5-39’a çıkarılmasına ilişkin hükmü iptal etmiştir.

TBMM’nde Görüşülen Tasarıya Göre Ne Olacak

TBMM’nde görüşülmekte olan hükümetin sunduğu ilk tasarıda, bağımsız çalışanlar için (anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile limited şirket ortakları) SGDP tutarının emekli aylıklarının % 15’i oranında olması öngörülmüş olup, şu anda Komisyonda ve genel kurulda yapılan değişiklikler ile bu orana ilk yıllarda % 12 ile başlanması ve azami % 15 oranına kadar kademelendirilmesi öngörülmektedir.